OpRisk VERİ TABANINDA OLUŞTURULAN YENİ OLAY KAYITLARI- 13.2.2017

Aşağıda özetlerine yer verilmiş olan, Yargıtay tarafından karara bağlanmış davaların veri tabanına kayıtları yapılmıştır. Davalar bir tarafı banka olan ve çoğunluğu “kurum dışı dolandırıcılık” kategorisinde yer alan olaylardan oluşmaktadır.

Davaların yanı sıra 10 Şubat’da yayınlanan SPK Bülteninde yer alan olayların da veri tabanına girişleri yapılmıştır. Bültende yer alan bilgilere göre Kurul;

  • Invest AZ Yatırım Menkul Değerler, İnfo Yatırım ve GCM Menkul Kıymetler’e “kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin reklamlarındaki yetersiz veya somut/objektif olmayan ifadeler” sebebiyle 78.147’şer TL idari para cezası uygulanmasına,
  • AC İSTANBUL Uluslararası Bağımsız Denetim ve S.M.M.M. A.Ş.ne “Türk Denetim Standartlarının muhtelif hükümlerine aykırı fiilleri nedeniyle” 24.672 TL idari para cezası verilmesine,
  • Arif Cerit, Abdülkadir Cebeci ve Erdal Tapucu’ya “ilgili dönemde yönetim kurulu üyesi oldukları Arbul Entegre Tekstil İşletmeleri AŞ’nin 31.12.2015 tarihli finansal raporlarının süresi içerisinde KAP’a bildirilmemesi” sebebiyle 26.049’ar lira para cezası verilmesine,
  • Nagihan Yücekaya ve Kayhan Algur’a “pay satış formu düzenlenmeksizin pay satışı yapmaları ve özel durum açıklamaları yapmamaları” sebepleriyle 691.404’er TL para cezası verilmesine

karar verdi. Para cezalarının dışında Kurul “yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin engellenmesi amacıyla” 10 gerçek kişiye muhtelif yasal yaptırımlar uygulanmasına karar verdi.

YARGITAY TARAFINDAN KARARA BAĞLANMIŞ OLAN DAVALAR

(1)    Sanığın bankadan çektiği tüketici kredisine ilişkin imzaladığı kredi sözleşmesinin kefil hanesinde adı yer alan kişi bu krediye kefil olmadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiş ve şikayetçi olmuştur. Mahkeme borçlu ve kefil yerine imza atan kişi hakkında nitelikli dolandırıcılık kararı vermiştir. Yargıtay sanık açıklamalarını göz önüne alarak (ismin yanlışlıkla yazıldığını, görevlinin silmesi gerekirken silmediğini vs) yerel mahkeme kararını bozmuştur.

(2)    Başkasının nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştıran sanık bu kimlik belgesi ile bankadan kredi kullanmıştır. Ancak olayın sanığın olarak belirlenen kişinin o tarihlerde hapiste olduğunu beyan etmesi üzerine yerel mahkeme tarafından hakkında beraat kararı verilmiştir. Yargıtay ise “gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanığın suç tarihinde cezaevinde olup olmadığının araştırılması, … kredi tahsisini yapan banka memurunun dinlenip krediyi çekenin sanık olup olmadığının tespit edilmesinin ardından hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur” görüşü ile yerel mahkeme kararını bozmuştur.

(3)    Sanık bankaya ait telefona, üçüncü bir kişinin TC kimlik numarasını yazarak mesaj atıp kredi talebinde bulunmuş, kredi talebinin onaylandığına dair mesajı aldığında ise, kendi fotoğrafını yapıştırıp preslettiği sahte nüfus cüzdanı ile SGK'dan hizmet döküm belgesi, Nüfus Müdürlüğünden yerleşim yeri belgesi alarak ilgili banka şubesine müracaatta bulunmuştur. Ancak banka şubesi tarafından teyit için nüfus cüzdanı sahibinin aranması üzerine durum anlaşılmış ve sanık krediyi çekmek üzere banka şubesine gittiğinde emniyet kuvvetlerince yakalanmıştır. Yargıtay yerel mahkemenin mahkûmiyet kararını düzelterek onamıştır.

(4)    Kullandırılan kredi karşılığında teminata alınan çekin karşılıksız çıkması üzerine yapılan soruşturmada, çekin sahte kimlik belgesi kullanılarak açılan bir şirket tarafından keşide edilerek piyasaya sürüldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece verilen beraat kararı Yargıtay’ın konunun daha iyi araştırılarak karar verilmesi görüşü ile bozulmuştur.

(5)    Bankadan kullanılan kredinin teminatı olarak (kardeşinin firması üzerinden) verilen çekler için daha sonra ödemeden men talimatı verilmesi sebebiyle banka tarafından her iki taraf için iştirak halinde dolandırıcılık iddiasıyla davacı olunmuştur. Dava devam ederken sanıklardan biri ölmüş, diğeri için Yargıtay diğer bazı konulardaki eksiklikleri de işaret ederek daha fazla inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin verdiği nitelikli dolandırıcılık kararını bozmuştur.

(6)    Tarımsal faaliyetle uğraşmayan ve traktör sahibi olmayan sanık krediden yararlanamayacağını düşündüğü için çiftçilikle uğraşan kayınbabası üzerinden Tarım Destek kredisine başvurur. Sigorta acentesi olan sanık kayınbabasını traktör sahibi olarak göstermek amacıyla kendi işlettiği sigorta acentesindeki müşterilerinden birine ait traktörün kayınbabasına noterden satışı yapılmış gibi sahte bir araç satış sözleşmesi ve sahte bir motorlu araç tescil belgesi düzenler, bunları bankaya vererek kredi talep eder. Daha sonra banka görevlisi tarafından aracın üzerine rehin konulması için İl Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan yazıyı elden teslim alır ve yazıyı emniyet müdürlüğüne götürmeden araç üzerine rehin konulduğuna dair sahte bir cevap yazısı düzenler. Dolandırıcılık banka görevlileri tarafından üzerine rehin konulan aracın internet sorgusu yapıldığında araç üzerinde rehin şerhinin bulunmadığının anlaşılması üzerine ortaya çıkar. Yerel mahkeme sanık hakkında mahkûmiyet kararı verir, Yargıtay da onaylar.

(7)    Genel kredi sözleşmesine imza atarak kefil olan 3. kişi kefil daha sonra -takibe geçildiğinde-  kefalet tutarı belli değil diyerek itiraz etmiş, bunun üzerine banka itirazın iptali davası açmıştır. Yargıtay imzalanan genel kredi sözleşmesinde kredi limitinin 1.000.000 TL olduğunun açıkça gösterilmiş olup, buna göre kefilin yani davalının sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyetinin ortada olduğu, bu itibarla bankanın açtığı davada haklı olduğu, davalı yanın icra takibine yaptığı itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, davalı tarafın icra inkâr tazminatı ödemesine hükmetmiştir.

(8)    X firmasına verilen kredinin geri ödenmemesi üzerine bankaca, kredinin teminatını oluşturan Y firmasınca keşide edilen çekler üzerinden icra takibi yapılmış ancak yapılan takip sırasında çeklerde keşideci olarak görünen yetkili adına atılan imzaların sahte olduğu iddia edilmiştir. X firması ortağı olan sanıklar çeklerin sahte olduğunu bilmediklerini belirtmişlerdir. Yargıtay belgede sahtecilik suçlaması hakkında daha iyi bir araştırma, inceleme yapılması gerektiği (Şirketler arasında ticari alışveriş olup olmadığının ilgili vergi dairesi başkanlığı nezdinde araştırılması, ayrıca anılan firma ve temsilcilerine ilişkin bilgilerin İl Ticaret Müdürlüğünden istenmesi ve şirket temsilcisinin dinlenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekir vb… ) gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.

(9)    Kredi kartı üyelik sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan davalıya karşı davacı banka tarafından kredi kartından doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde davalı, sözleşmedeki limitin boş olarak kendisine imzalatıldığını (limite ilişkin rakamların yazıldığı yazının farklı kalem ve el ürünü olduğunun çıplak gözle bile anlaşıldığını), kefil olduğu tarihteki kredi kartı limitinin 150 TL olduğunu iddia ederek takibe itiraz etmiştir. Davalı bankanın itirazın iptali istemi ret edilmiştir. Bunun üzerine davacı banka konuyu Yargıtay’a temyize götürmüş, Yargıtay “kredi sözleşmesinde farklı evsafla kalemler kullanılmış olması kefalet miktarının sonradan doldurulduğu anlamına gelmeyeceği gibi sözleşmenin geçerliliğine de etki etmez. Sözleşmede elle “1.500” TL yazılıdır görüşü” ile kararı davacı banka lehine bozmuştur.

(10)  Bankadan kullanılan 5.550 TL tarım kredisinin ödenmemesi üzerine takibe geçen banka kefil olan gerçek kişi şahıstan sehven borçlunun 14.800 TL olan tüm borcunu talep etmiştir. Kefil, icra dosyasında talep edilen borcun 14.800 TL’si yönünden borçlu olmadığının tespiti ile davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı bankanın başlatılan icra takibi yönünden kötü niyetli olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne, davalı aleyhinde %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ancak hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay “davalı bankanın kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle davacının tazminat isteminin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir” kararını vermiştir.

 

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Giriş
Giriş Yap
Yeni şifre gönder