27 ŞUBAT HAFTASINDA OPRİSK DERGİSİ GÜNDEMİ

Yargıtay tarafından karara bağlanan ve aşağıda özetleri yer alan kredi takip davalarının veri tabanına kaydı yapılmıştır. Davalardan operasyonel kayıp olayı niteliğinde olanlar oprisk veri tabanına diğerleri ise diğer olaylar veri tabanına kaydedilmiştir.

2.3.2017’de Milliyet gazetesinde yayınlanan 1 adet banka dolandırıcılığı haberi ve 3.3.2017’de yayınlanan SPK Bülteninde yer alan, muhtelif firmalara/şahıslara verilen idari para cezalarının veri tabanına kaydı yapılmıştır.

2 Mart 2017’de Basel Komitesi Başkanı tarafından kriz sonrası Basel III reformlarının tamamlanması konusundaki kararlılığın teyit edildiği bir açıklama yapılmıştır.
 

  • Alacaklı banka tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takibe karşı kefil; 01.07.2004 tarihli kredi sözleşmesinde kefil olmasına karşın bu borcun ödendiğini, takibe dayanak 09.10.2007 tarihli kredi sözleşmesinde ise kefaletinin bulunmadığını söyleyerek borca itiraz etmiştir. Alacaklı banka itirazın iptalini istemiş ve talep mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay “daha sonra yapılan kredi sözleşmesinde (kefilin) herhangi bir kefilliği söz konusu olmadığından sorumluluğu yoktur. İlk kefalet sözleşmesi daha sonra yapılacak olan borçlanmalara atıfta bulunuyor olsa dahi bu sözleşmede kefalet miktarı belirtilmediği için geçerli değildir” görüşü ile itirazın iptaline karar veren mahkeme kararını bozmuştur.

 

  • Mahkeme (1) usulüne uygun düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesi bulunmaması sebebiyle kefilin borçtan sorumlu olmadığı, (2) diğer kefilin kredi sözleşmelerini kefil olarak değil asıl borçlu şirketi temsilen imzalandığı, (3) borçlu şirketin toplam borcundan teminata verilen ipotek miktarı düşüldükten sonra icra takibinin kalan tutar üzerinden devamına karar vermiştir. Yapılan temyiz talebi üzerine davayı görüşen Yargıtay ise (1) kredi sözleşmesinde yazılı tutar kısımlarının farklı kalemlerle yazılmış olmasının sözleşmenin geçersiz olduğunu göstermeyeceği görüşüyle sözleşmenin geçerli olduğu ve kredi sözleşmesinde yazılı limit kadar kefilin sorumluluğu bulunduğuna karar vermiştir. (2) kredi genel sözleşmesinde davalı kefilin şirket kaşesi üzerinde imzası bulunmakla birlikte ayrıca kendi ismi altında da imzası bulunması sebebiyle şahsen sorumluluğu bulunduğuna karar vermiştir. (3) kredi kullanan asıl borçlunun kesin rehin açığı belgesinde gösterilen miktardan da sorumluluğu bulunduğuna karar vererek mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.

 

  • Kefilin borca itiraz ettiği davada mahkemenin “kefil tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına” dair verdiği karar, Yargıtay tarafından “Menfi tespit davalarında, dava tarihindeki borçluluk durumu gözetilerek hüküm kurulur. … Mahkemece yapılacak iş, dava tarihi itibariyle borçluluk durumu saptanıp sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.

 

  • Yargıtay izleyen davayı usul yönünden bozmuştur. Borçlunun davacı bankanın işçisi olarak çalışmakta iken bir takım usulsüz işlemler yapmak suretiyle bankayı zarara uğrattığı ve bankanın uğramış olduğu zararın karşılığı olarak da bir kısım taahhütlerde bulunduğu, davalının da bu taahhüdün sonucu olarak taşınmazı üzerinde davacı banka lehine ipotek tesis ettirdiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle; taraflar arasındaki temel ilişkinin, dava dışı işçinin çalıştığı bankaya karşı haksız eyleminden kaynaklandığı, kefil davalının da buna istinaden taşınmazını ipotek ettirdiği, temel ilişkinin işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, bu gibi hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya iş mahkemeleri görevlidir.

 

  • Davacı banka, edimlerini yerine getirmeyen borçluya kefil olan taraftan çek sorumluluk bedeline ilişkin depo talebinde bulunmuştur. Davalının genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunmaktadır ancak sözleşmede bankanın kefilden çek sorumluluk bedeline ilişkin depo talebinde bulunabileceğine dair açık bir hüküm yoktur. Yargıtay sözleşmede davacı bankanın kefilden çek sorumluluk bedelinin depo edilmesini talep edebileceğine dair açık hüküm bulunmaması sebebiyle kefilin çek sorumluluk bedeline ilişkin depo bedelinden sorumlu tutulmasını hatalı bulmuş ve hükmün bozulmasına karar vermiştir. 

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Giriş
Giriş Yap
Yeni şifre gönder