24 NİSAN HAFTASINDA OPRİSK DERGİSİ GÜNDEMİ

Medyada yer alan ve aşağıda özetlerine yer verilmiş olan olayların OpRisk Dergisi veri tabanına girişleri yapılmıştır.
 

  • 28.4.2017’de Hürriyet’de yayınlanan “Maltepe’de bir banka şubesinden kadın banka müdürünü silahla tehdit ederek hesabına 3 milyon lira havale yaptırıp banka güvenlik görevlisinin silahını aldığı öne sürülen Ramazan Kenan A. gözaltına alındı” açıklamalı haber.

 

  • 27.4.2017’de Hürriyet’de yayınlanan “Milyonlarca lirayı ailesinin hesabına geçiren Billur Fenerci ABD'ye kaçmıştı! Alfa Menkul Değerler’de genel müdür asistanlığı yapan ve 2003’te milyonlarca lirayı ailesinin hesabına geçiren Billur Fenerci, tazminat ödeyecek” açıklamalı haber.

 

  • 26.04.2017’de Milliyet’de yayınlanan “Adana merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda bankaların ATM'lerinde sistem açığı bularak hesaplarına 9 milyon lira aktardıkları ileri sürülen 2'si banka çalışanı 17 kişi Dubai'ye kaçma hazırlığındayken gözaltına alındı” açıklamalı haber.

 
Aşağıda yer alan SPK ve Yargıtay kararlarının veri tabanına girişleri yapılmıştır. Yargıtay kararları hem finans kesimi hem de diğer sektörleri ilgilendirecek olaylar arasından seçilmiştir.
 
28.4.2017 tarih ve 17 numaralı SPK KARARLARI
 

  • Güney Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik AŞ hakkında Aynes Gıda San ve Tic AŞ'nin finansal tablolarında yapılan inceleme sonucunda tespit edilen mevzuata aykırılıklar sebebiyle firmaya ve firma sorumlu ortak baş denetçisi Metin Canoğulları’na toplamda 617 bin TL idari para cezası verilmiş ve Metin Canoğulları’nın sermaye piyasasında bağımsız denetim yapmasının 2 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmiştir.

 

  • Koza Altın İşletmeleri AŞ’ne muhtelif konularda kamuya açıklama yükümlülüklerine uymamaları sebebiyle üç adette toplamda 897 bin TL para cezası verilmiştir.

 

  • Menba Holding AŞ’ne kamuya yapılan açıklamadaki eksiklikler sebebiyle 326 bin TL ceza verilmiştir.

 

  • Fayik Özbey, Hüsrev Özbey, Hakan Özbey ve Mesut Çelik hakkında Kurul izni olmaksızın sermaye piyasası faaliyeti gerçekleştirilmesi sebebiyle suç duyurusunda bulunulmuştur.

 
YARGITAY KARARLARI
 
Davacı taraf kredi borcunun sona ermiş olması sebebiyle ipoteğin fekkini istemiştir. Banka ise kredi riskinin devam ettiği kredi borcuna mahsup edilen bono bedellerinin iadesi için bonoları tanzim eden tüketicilerce dava açıldığını yani bono bedellerinin iadesinin gerekebileceği gerekçesiyle ipoteği fek etmemiştir. Mahkeme ipoteğin fekkine karar vermesine rağmen Yargıtay bankanın devam eden riski bulunduğu görüşüyle mahkeme kararını bozmuştur.
 
Bankaya tahsile verilen senedin kaybolması üzerine çek lehtarı bankaya dava açarak uğradığı zararın tazminini istemiştir. Mahkeme bono kaybedilmeseydi ve vadesi sonunda hemen takibe konulsaydı dahi alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay ise dava konusu senedin ödenip ödenmeyeceği konusunda davacıya ispat imkânı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmiştir görüşüyle mahkeme kararını bozmuştur.
 
Borcunu ödemeyen kredi borçlusu için bankanın ihtiyati haciz talebine karşı mahkeme “teminat altına alınan miktar dışında kalan tutar üzerinden asıl borçlu ve kefillerin hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine” karar vermiştir. Banka kararı temyize götürmüştür. Yargıtay kefillerin sorumlu olduğu miktar belirlenirken (toplam teminat tutarının düşülmemesi) sadece menkul rehni tutarı düşülerek hesaplama yapılması gerekir görüşü ile mahkeme kararını bozmuştur.
 
Davacı bonoya dayalı alacağının ödenmediğini, borçlunun mal kaçırma hazırlığında olduğunu ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkeme ihtiyati haczin olağanüstü haller için koruyucu bir tedbir olduğu görüşüyle talebi reddetmiştir. Yargıtay vadesi talep tarihi itibariyle gelmiş bulunan ve ödenmediği ileri sürülen alacak tutarı için alacaklı vekilinin ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasaya aykırı bir yön olmadığı görüşüyle mahkeme kararını bozmuştur.
 
Menkul değerler şirketinde müdür yardımcısı olarak görev yapan çalışanın birçok kişiyi mevcut paralarını değerlendirmek amacıyla kandırdığı ve aldığı paralar karşılığında müvekkiline ve diğer şahıslara logolu ve imzalı (sahte) hazine bonoları verdiği ortaya çıkmış, açılan davada mahkeme şirketi %75 kusurlu bularak müşteri zararlarının tazminine karar vermiştir. Bunun yanı sıra müşterinin açtığı munzam zarar davası hem mahkeme hem de Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay “on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesinin mümkün olduğu, bu süre dışında kalan zarar bölümünün ise zamanaşımına uğradığı” yönünde karar vermiştir.
 
Sigorta şirketi sigortalamış olduğu teknenin kaza sonucu gördüğü zararı tazmin etmiştir. Sonrasında, hasara yol açan geminin sahibi olan firmadan ve sigortalayan sigorta şirketinden zararın tazminini talep etmiştir. Mahkeme davacının davasını ispat edemediği, dava konusu kazayla davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay ise bilirkişi raporunun alındığı tarafı yanlış bularak mahkeme kararını bozmuştur.
 
Tekne inşası için imalatçı firma ile anlaşılmış ve bu amaçla imalatçı firma şirket müdürünün şahsi hesabına para transferleri gerçekleştirilmiştir. Ancak gönderilen paraların tamamının tekne inşasında kullanılmadığı ortaya çıkmış ve parayı ödeyen tarafça tekne inşasında kullanılmayan paranın iadesi talep edilmiştir. Şirket müdürü ise şahsi hesabına gönderilen paranın tekne yapım işi için gönderildiğine dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, havaleyi gönderen kişinin bu havalenin davaya konu edilen iş için gönderildiğini ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkeme bir kısım tutarın tekne inşası için gönderildiğinin ispat edilememesi sebebiyle -ama muhtemel bunun için gönderildiğini ifade ederek-  bir kısım tutarın iadesine karar vermiştir. Yargıtay mahkeme kararının çelişkili olduğunu söyleyerek kararı bozmuştur. 

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Giriş
Giriş Yap
Yeni şifre gönder